TBMM Adalet Komisyonu, Ceza Kanunu ile Çocuk İstismarına İlişkin Suçlarda Değişiklik Yapan Tasarıy…

TBMM Adalet Komisyonu, Ceza Kanunu ile Çocuk İstismarına İlişkin Suçlarda Değişiklik Yapan Tasarıyı Görüştü

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, çocuk istismarına ilişkin suçlarda cezaları arttırdıklarını açıkladı: “Mağdurun 12 yaşından küçük olması durumunda sarkıntılık suçunun alt sınırı 3 yıldan 5 yıla, tasaddi suçunun alt sınırı 8 yıldan 10 yıla, nitelikli cinsel istismar suçunun altı sınırı 16 yıldan 18 yıla çıkarılmaktadır”. Komisyonda ayrıca dolandırıcılık ve uyuşturucu kullanımına yönelik cezaların da alt sınırlarında değişiklik yapıldı.

Türk Ceza Kanunu’nda değişiklikler yaptıklarını söyleyen Bozdağ, çocuk istismarına ilişkin, dolandırıcılık ve uyuşturucu kullanımına yönelik suçlarda cezaların arttırıldığını açıkladı. Bozdağ, “Çocuğun cinsel istismarı suçuyla ilgili olarak Anayasa Mahkemesince iptal edilen hükümler yeniden düzenlenmektedir. Mağdurun yaşına göre kademeli bir ceza verilecektir. Mağdurun 12 yaşından küçük olması durumunda sarkıntılık suçunun alt sınırı 3 yıldan 5 yıla, tasaddi suçunun alt sınırı 8 yıldan 10 yıla, nitelikli cinsel istismar suçunun altı sınırı 16 yıldan 18 yıla çıkarılmaktadır” dedi.

Öte yandan yine bugün toplanan BMM Çocuk İstismarını Önleme Komisyonu’nda CHP’li üyeler, TBMM’de basın toplantısı düzenleyerek, raporla ilgili hazırladıkları muhalefet şerhiyle ilgili bilgi verdiler.

CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, bugün TBMM Başkanlığına teslim edilecek rapora, CHP’li üyeler olarak değişik sebeplerle katılmadıklarını söyledi.

“Komisyonun 4 partinin ortak önergesiyle kurulduğunu ancak Komisyon Başkanlık Divanının sadece AK Parti’li üyelerden oluşturulduğunu” ifade eden Bekaroğlu, raporun “internet taramasıyla elde edilebilecek bilgilerin boca edildiği bir akademik çalışmaya dönüştürüldüğünü” savundu.

“Komisyonun alanlara çıkmadığını, devlete bağlı yuvalara, cezaevlerine, Suriyelilerin kaldığı kapmlara gitmediğini” belirten Bekaroğlu, “komisyonun bütün zamanını uzman dinlemekle geçirdiğini, onların da teorik bilgi sunduğunu” söyledi.

Teorik bilgileri derlemek için böyle bir komisyonun kurulmasına gerek olmadığını ileri süren Bekaroğlu, “Çocuk işçiliği konusuna hiç girilmedi. Cinsel istismarların en yaygın olarak görüldüğü alanlardan birisi çırak, kalfa, usta üçgenidir.” dedi.

Bekaroğlu, “cezaevlerinden çocuk istismarlarıyla ilgili ciddi haberler geldiğini, Ankara’da iki kuruma önceden haber verilerek yapılan ziyaretlerin dışında durumun ne olduğunu görecek çalışma yapılmadığını savunarak, bu nedenle komisyonun görev yaptığı süre içinde caydırıcılık etkisi de gösteremediğini” iddia etti.

Bekaroğlu son olarak şu değerlendirmeyi yaptı:

“Koca 4 ay harcandı. Komisyonun kurulmasının üzerinden 6 ay geçti. Bu 6 ay boşa harcandı. Toplumdaki duyarlık da söndürüldü ve örtüldü. Karaman’daki olayın ardından toplumda duyarlılık vardı, ihbarlar artıyordu. Meclis araştırıyormuş gibi yaptı ama araştırmadı. TBMM, vaktini boşa harcamıştır.”

Kaynak: İHA/Ahmet Umur Öztürk- AA/Alp Özden



TBMM Adalet Komisyonu, Ceza Kanunu ile Çocuk İstismarına İlişkin Suçlarda Değişiklik Yapan Tasarıy… was originally published in 140journos Haberleri on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.

Cumhuriyet Gazetesi’ne Yönelik Soruşturmada Yer Alan Suçlamalar

AA, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosu’nca yürütülen soruşturma kapsamında Cumhuriyet gazetesi yönetici ve yazarlarına yöneltilen suçlamaları yayınladı.

Anadolu Ajansı’nda yayınlanan haber şu şekilde:

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Bürosunca, Cumhuriyet gazetesi yönetici ve yazarları hakkında ‘’FETÖ ve PKK terör örgütlerine üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında, şüpheliler hakkındaki bazı suçlamaların detayları ortaya çıktı.

Cumhuriyet gazetesinin, manipülasyon ile gerçeği perdeleyip, FETÖ’nün amacına uygun hareket ederek, iç kargaşa çıkartmaya ve ülkeyi yönetilemez hale getirmeye yönelik haberleri yayımladığı iddia edildi.

Ergenekon soruşturması sürecinde FETÖ’nün defalarca Cumhuriyet gazetesini hedef aldığı ancak 17–25 Aralık olaylarının ardından Ergenekon savcılarının Cumhuriyet gazetesinde yer aldığı ve şüphelilerden Can Dündar ile görüştükleri belirtildi. Yayın çizgisi farklı olan gazetenin bu tarihten sonra FETÖ kaynaklı haberleri manşetine taşıyarak, terör örgütlerinin PR’ı anlamına gelecek yayınlar yaptığı öne sürüldü.

Bu değişim sürecinin, İlhan Selçuk ve Mustafa Balbay sonrasına denk geldiği, Balbay’ın gazetedeki yayınlarına son verildiği ifade edilirken, bu konuyla ilgili Balbay’ın açıklamaları ile şüpheli Akın Atalay’ın cevapları dikkate alındığında, gazetenin bir proje dahilinde değişime zorlandığı savunuldu.

FETÖ’nün sosyal medyada manipülatif bir şekilde kullandığı ‘’Fuat Avni’’ hesabında yaptığı tüm asılsız ve sahte paylaşımların, Cumhuriyet gazetesi tarafından haberleştirildiği kaydedildi.

Suçlamalar arasında, gazetede, FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin yayınlanan haberler de bulunuyor.

FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişiminde ‘’Yurtta Sulh Konseyi’’ adını kullandığı belirtilerek, Cumhuriyet gazetesinin de 25 Temmuz’da ‘’Yurtta Savaş, Dünyada Savaş’’ manşetiyle TSK ve emniyet güçlerinin terörle mücadele kapsamında yaptığı harekat ve operasyonları “savaş” olarak yansıttığı aktarıldı.

Gazetenin 17 Temmuz’da ‘’Sokaktaki Tehlike’’ manşetiyle darbe girişimine karşı gelen millet üzerinden toplumu kamplaştırmaya çalıştığı, 19 Temmuz’da ‘’Cadı Avı Başladı’’ manşetiyle devletin darbecilere yönelik hukuki mücadelesini sulandırdığı, aynı haberde ‘’Meydanlarda demokrasiden söz eden yok’’ ara başlığıyla demokrasi nöbeti başlatan ve darbe girişimine alanlarda tepkisini gösteren vatandaşları hedef gösterdiği anlatıldı.

Gazetenin darbe karşıtı gösterileri “nefret’’, FETÖ’den açığa alınıp ihraç edilenleri ‘’tasfiye’’ olarak nitelendirdiği öne sürülerek, 8 Ağustos’ta ‘’Eksik Demokrasi’’ manşetiyle ayrışmayı körüklemeye yol açabilecek şekilde Yenikapı mitinginin hedef alındığı savunuldu.

Darbe girişiminin hemen ardından gazetenin, 16 Temmuz’da ‘’Türkiye Kaosta’’ başlığıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın CNN Türk’e konuşmasını, “Doğan’la mecburi barış” olarak gösterdiği, ayrıca halkın askerlere karşı direnişini “kaos” olarak nitelendirdiği aktarıldı.

Darbe girişimi sonrasında FETÖ’nün darbe nedenlerinden birinin de YAŞ kararları olduğu, gazetenin ise olayı 15 Temmuz darbe girişiminden 3 gün öncesinde “Tasfiye beklentisi-YAŞ’ta gündem paralel olacak” şeklindeki haberle duyurduğu kaydedildi.

Gazetenin yazarlarından gözaltında bulunan Aydın Engin’in, darbe girişiminden 2 gün önce “Cihanda sulh, peki yurtta ne?” başlığıyla yazı kaleme aldığı, 9 Ağustos’taki “Hrant’ı da cemaat öldürmüş öyle mi?” başlıklı yazısında ise MGK ve bağımsız mahkemelerce terör örgütü olarak kabul edilen FETÖ’den ‘’cemaat’’ diye bahsettiği, Dink cinayetine ilişkin gerçekleri sulandırmaya çalıştığı, yazısındaki “Dink’in yargılandığı davalarda mahkeme salonunda yer tutan, adliye binasını kuşatanların safında yer alan Veli Küçük, Kemal Kerinçsiz, Bedri Baykam gibi yiğitler de FETÖ üyesi olsalar gerek” şeklindeki ifadesi üzerine Baykam’ın tekzip metni yayımlandığı ifade edildi.

Gazete, FETÖ’nün yayın organı Zaman gazetesi aynı manşetleri attığı iddiasıyla da suçlanıyor.

Ankara’da 18 Şubat 2016'da yapılan bombalı saldırıya ilişkin her iki gazetenin “Devletin kalbine bomba’’, 16 Şubat 2016'da da ‘’Azez düğümü’’ manşetiyle çıktığı kaydedildi.

Cumhuriyet gazetesine yönelik suçlamalardan bir diğeri, “29 Mayıs 2015'te, sürekli olarak FETÖ’cülerin gündeme getirdiği ve bir FETÖ kumpası olduğu mahkemelerce anlaşılan MİT’e ait yardım tırlarının durdurulması olayı”na ilişkin gizli kalması gereken bilgi ve fotoğrafların manşetten yayımlanması olduğu belirtildi. Bunun üzerine Oray Eğin’in 22 Kasım 2015'teki yazısında, MİT tırları haberini gazeteye FETÖ’nün servis ettiğini yazarak, şüpheli Akın Atalay hakkında bazı önemli iddialara yer verdiği ifade edildi. MİT tırlarına ilişkin yaptıkları yayımlarla ilgili yargılanan o dönem gazetenin genel yayın yönetmeni olan şüpheli Can Dündar’ın 5 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldığı anımsatıldı.

Şüphelilerden Hikmet Çetinkaya’nın (Hikmet Aslan) 1–9 Mart 2004'te kaleme aldığı “Gülen’in serüveni” başlıklı yazı dizisinde, FETÖ’ye ağır eleştiriler getirdiği, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in de söz konusu yazıya tekzip yayımladığı belirtildi. Hikmet Çetinkaya’nın 31 Ekim 2015'te Zaman gazetesine verdiği röportajda, “40 yıldır izliyorum Gülen hareketi terör örgütü değildir” şeklindeki ifadesiyle FETÖ ile yakınlaştığı ve iş birliği yaptığı iddia edildi.

Gazetede, 25 Ocak 2015'te, Can Dündar’ın, “17 Aralık kumpası talimatını veren” eski cumhuriyet savcısı Celal Kara’yla yaptığı röportaja yer verildiği anımsatılarak, röportajda, Kara’dan övgüyle söz edildiği, manipülatörlerin kullandığı yöntemle sürecin sulandırılmaya çalışıldığı öne sürüldü.

Can Dündar’ın, 3 Aralık 2013'te “Siyasette nasıl geldiysen öyle gidersin” başlıklı yazısında kullandığı ifadelerde, 17 ve 25 Aralık süreçlerinden daha önceden haberi olduğu şüphesini uyandırdığı savunuldu.

Dündar’ın yazısında, “Amerikan rüzgarı bu, belli mi olur, o gün gelir esintiyi Pensilvanya’dan yana döndürür, Ankara’da ampulleri söndürür. Şimdilerde Ankara’da çok etkili bir Batılı büyükelçinin, bir eski siyasetçiye ‘Türkiye’de yakında tarih değişecek, hazırlıklı olun’ dediği konuşuluyor. Atalar ne güzel söylemiş, siyasette nasıl gelirsen, öyle gidersin” ifadesini kullandığı, Dündar’ın 24 Aralık 2013'teki “Piyonlar devrildi, sıra şahlarda” başlıklı yazısının da FETÖ/PDY örgütünün nihai amacına hizmet ettiği yönünde bir algıya yol açtığı kaydedildi.

Cumhuriyet yazarı şüpheli Kadri Gürsel’in ise darbe girişiminden 3 gün önce 12 Temmuz 2016'da, “Erdoğan babamız olmak istiyor” başlıklı yazısında, ‘’Madem Erdoğan zorla babamız olmak istiyor, o halde Türkiye’nin bütün ihtiyacı, Tunus’taki diktatörün devrilmesine yol açan kıvılcıma çakan Muhammed Buazizi gibi asi bir evlattır. Yanlış anlaşılmasın, Buazizi gibi kendisini yaksın demiyorum, bir sigara yaksın ve yeter ki söndürmesin” ifadeleriyle örtülü ya da subliminal mesaj yöntemiyle darbeyi işaret ettiği ileri sürüldü.

Şüphelilerden Cumhuriyet İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay’ın son bir yıl içerisinde sosyal medya ağlarında yaptığı paylaşımların da dosyada yer aldığı belirtildi. Atalay’ın yaptığı paylaşımlardan bazıları şöyle:

‘’Zaman gazetesinin yönetiminin kayyuma devredilmesi hukuksuzdur. Amasız, fakatsız, kesinkes karşıyız. Hükümeti devirmeye ya da görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek suç değildir. Bu eylemin cebir ve şiddet yoluyla yapılması suçtur. GS-TS maçını yöneten hakeme gösterdiğimiz tepkinin onda birini, ülkeyi yönetenlerin rezil politika ve uygulamalarına da gösterebilsek… Koza İpek Grubu’na kayyum atanmasının anlamı şudur: Önce idam edelim, daha sonra yargılarız.’’

Bu ve benzeri paylaşımlar ile Atalay’ın kitleleri kamplaştırmaya çalıştığı, FETÖ’ye destek verdiği ve hükümetin görevini engellemenin suç olmadığını iddia etmesinin ise illegal girişimleri meşrulaştırmaya yönelik olarak algılandığı öne sürüldü.

Gazete haberleri, köşe yazıları ve gazete mensuplarının sosyal medya paylaşımları incelendiğinde, gazetenin yayın politikasının tam aksine bir duruşun gözlemlendiği, bu duruşun gazete yönetiminin değişmesi sonrasına rastladığı, FETÖ’nün çıkarlarına olan yazı, haber ve paylaşımlar yapılarak terör örgütü ile gazete arasında bir ilişki bulunduğu iddia edildi.

Yine bir kısım medyada yer alan haberlere göre FETÖ’nün Cumhuriyet gazetesini ele geçirdiğine ilişkin haberlerin de suçlamalar arasında yer aldığı kaydedildi.

Soruşturma kapsamında, dosya konusu olan Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu toplantılarında yapılan yönetim kurulu üyeliği seçimlerinin, vakıf senedi ve vakıflar mevzuatına uygun olup olmadığının da incelendiği öğrenildi.

İncelemede, vakfın 2 Nisan 2013'teki toplantısında alınan kararın, yönetim kuruluna üye seçiminin vakıf senedinde aranılan yönetim kurulu üyesi seçilme karar nisabına ulaşılmadığı için vakıf senedine ve vakıflar yasasının hükümlerine aykırı olduğu belirtildi. Bu toplantıda, karar yeter sayısı olmadan seçilen Önder Çelik’in üyeliğinin yok hükmünde olduğu ve seçilmemiş sayıldığı kaydedildi.

Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu’nun bu toplantısında yönetim kurulu üyesi seçilme karar nisabına aykırı aldığı kararın geçersiz sayılması ve yenilenmesine ilişkin Vakıflar Genel Müdürlüğü yazısına istinaden 18 Şubat 2014'te yeniden toplantı yapıldığı ifade edildi.

Bu toplantının da vakıf senedinde belirlenen toplantı yeter sayısına ulaşmadan yapıldığı için alınan kararla seçilen yönetim kurulu üyelerinin de seçilmemiş sayıldığı dikkate alındığında vakfın 18 Şubat 2014'ten itibaren fiil ehliyetini kaybettiği değerlendirildi.

İnceleme sonucunda, bu nedenlerle Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu’nun, vakıf senedi hükümlerine göre oluşturulması ve vakfın fiil ehliyetini kazanabilmesi için 18 Şubat 2014'ten önceki yönetim kurulu üyelerinin (2 Nisan 2013 tarihli toplantıda karar yeter sayısı olmadan seçilen üye hariç-Önder Çelik), “iki yıl süreyle görev yapacak yönetim kurulu üyelerinin seçimi” gündemiyle acilen toplantıya çağrılması önerildi. Karar yeter sayısı ve vakıf senedinde belirlenen usule göre yönetim kurulu seçilemezse ilgili yasa hükümlerince vakıf yönetim organının oluşturulması gerektiği aktarıldı.

Kaynak: AA-Muhammed Enes Can,Murat Kaya



Cumhuriyet Gazetesi’ne Yönelik Soruşturmada Yer Alan Suçlamalar was originally published in 140journos Haberleri on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.

Bakan, Ayşegül Terzi’ye Saldırı Hakkında Konuştu

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, bakanlık olarak davanın takipçisi olacaklarını ve yasal bir değişiklik yapılmasının söz konusu olduğunu belirtti.

CNN Türk yayınında konuşan Bakan şu sözleri söyledi:

“Bu olay ilk olduğunda duyduktan hemen sonraki gün Ayşegül hanımı kendim aradım. Geçmiş olsun dileklerimi ilettim. Asla kabul edilebilir bir durum değil. Sözlü şiddeti bile kabul etmezken böyle bir şeyi kabul etmemiz mümkün değil. Bu şiddeti kınadığımızı, kendisine ilk andan itibaren psikolojik destek sağlayabileceğimizi ifade ettim. Kendisinin tabiri ‘lütfen bu saldırgan cezayı alsın. Başka bir şey istemiyorum’ dedi. Kadına karşı şiddetin her türlüsünü kınıyoruz. Olay olduğu andan itibaren bakanlığımız müdahil oldu. Davanın takipçisi olacağız. Cezayı almalı. Toplumsal olarak da bu cezayı alması gerekiyor. Beklenti bu yönde. Bu konuda da yasal bir değişiklik yapılması söz konusu. Adalet Bakanımız ile görüşmeler yaptık. Adalet Bakanımız çalışma yaptı. Hukuk sistemi de gerekeni yapacak. Davanın sonuna kadar takipçisi olacağız”

Kaynak: DHA



Bakan, Ayşegül Terzi’ye Saldırı Hakkında Konuştu was originally published in 140journos Haberleri on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.

OdaTV’den Barış Pehlivan: “Cumhuriyet’e FETÖ Operasyonu Yapan Savcı, FETÖ Üyeliğinden Yargılanıyor”

OdaTV yazarlarından Pehlivan, Cumhuriyet Gazetesi yazarları ve yöneticilerini “FETÖ adına suç işlemekten” gözaltına aldıran Savcı Murat İnam’ın “4 Ekim’de başlayan ve Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nde görülen, sanıkların tamamının savcı ve hakimlerden oluştuğu ve bir numaralı suçlamanın “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak (FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü)” olduğu davanın sanıklarından olduğunu” öne sürdü. İddia edilen davanın sanığı olan tüm savcı ve hakimlerin bir kez ağırlaştırılmış müebbet, ayrıca bir kez müebbet ve ek olarak 67 yıl 3 aya kadar hapis cezasına çarptırılması isteniyor.

Pehlivan’ın OdaTV’de yayımlanan yazısı şu şekilde:

FETÖ üyesi değiller ama FETÖ adına suç işlediler, PKK üyesi değiller ama PKK adına suç işlediler!

Soruşturmayı yürüten, yani bu suçlamaları yapan isim, İstanbul Cumhuriyet Savcısı Murat İnam.

Peki…

Buraya virgül koyalım ve davaya dönüşen bir başka soruşturmaya geçelim.

Konusunu, FETÖ’nün Selam Tevhid soruşturmasında kumpas kurduğu iddiasına yönelik suçlamaların yargı ayağı oluşturuyor.

Davanın Bakırköy Cumhuriyet Başsavcıvekili Ömer Faruk Aydıner tarafından hazırlanan iddianamesi 3 bin 153 sayfa.

Birinci sırada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın olduğu, 997 müştekisi var.

Tamamı savcı ve hakimlerden oluşan 54 kişi sanık.

Suçlamalar şöyle: :

1) Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak (FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü),

2) Siyasi ve Askeri Casusluk,

3) Gizli Kalması Gereken Bilgileri Açıklama ve Bu Suça Teşebbüs Etmek,

4) Cebir Ve Şiddet Kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni Ortadan Kaldırmaya Veya Görevlerini Yapmasını Kısmen Yada Tamamen Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etmek,

5) Suç Uydurma,

6) Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Etmek,

7) Hukuka Aykırı Olarak Elde Edilen Verilerin Kaydedilmesi,

8) Suç Delillerini Yok Etme, Gizleme Veya Değiştirme

9) Görevi Köteye Kullanmak

10) Resmi Belgede Sahtecilik…

Yani, sanık olan tüm savcı ve hakimlerin bir kez ağırlaştırılmış müebbet, ayrıca bir kez müebbet ve ek olarak 67 yıl 3 aya kadar hapis cezasına çarptırılması isteniyor.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nde görülen bu davanın ilk duruşması 4 Ekim’de gerçekleşti ve 22 Kasım’a ertelendi.

Gelelim can alıcı noktaya…

İşte bu davanın 28 numaralı sanığı, Savcı Murat İnam.

Yani, Cumhuriyet Gazetesi’ne yönelik soruşturmayı yürüten savcı.

Ve evet, Cumhuriyet yöneticilerini ve yazarlarını “FETÖ adına suç işlemekten” gözaltına aldıran savcı, FETÖ’ye üye olmaktan hala yargılanıyor.

BİR ADALET NİYE KANAR

Uzatmayayım…

Türkiye’de hukukun ve adaletin geldiği noktanın özetidir yazılan.

Bakınız, hakkında FETÖ üyeliği iddiasıyla bu kadar ceza istenmesine rağmen, Savcı Murat İnam tutuksuz yargılanıyor ve hala görevde.

Ne güzel!

Güzel de…

Aynı Savcı Murat İnam, gazetecileri “haber ve yazılarla FETÖ adına suç işlemekten” gözaltına aldırıyor.

İşte bu tablo…

Edip Cansever’in şiirinden uyarladığımız şu sorunun yanıtıdır:

Diş değil, tırnak değil, bir adalet niye kanar?

Kaynak: http://odatv.com/cumhuriyete-feto-operasyonu-yapan-savci-feto-uyeliginden-yargilaniyor-0211161200_m.html



OdaTV’den Barış Pehlivan: “Cumhuriyet’e FETÖ Operasyonu Yapan Savcı, FETÖ Üyeliğinden Yargılanıyor” was originally published in 140journos Haberleri on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.

Savcılık: “Kemal Batmaz Adil Öksüz’le Beraber Darbeyi Yönetti”

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Kaynak Kağıt AŞ’nin eski Genel Müdürü Kemal Batmaz’ın, Adil Öksüz ile darbe girişimini yöneten isimler arasında olduğunu belirledi.


Görsel: DHA, Atatürk Havalimanı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında Ankara’da darbe planının yapıldığı iddia edilen iki eve ve Adil Öksüz’le birlikte darbeyi planladıkları tespit edilen kişilere yönelik operasyon yapıldı.

Hazırlık toplantılarının yapıldığı evleri kiraladıkları ve Adil Öksüz ile birlikte Mart ve Haziran 2016'da ABD’ye gittikleri belirlenen 12 kişi hakkında gözaltı kararı çıkarttı. Şüphelilerden 6'sı gözaltına alındı.

Soruşturmada, Sincan Cezaevi’nde bulunan Kaynak Kağıt AŞ eski genel müdürü Kemal Batmaz’ın 11 Temmuz’da Adil Öksüz ile birlikte ABD’ye gittiğini, 13 Temmuz’da Adil Öksüz’le birlikte ABD’den döndükleri tespit edildi.

Öksüz ve Batmaz’ın Akıncı Üssü ve Atatürk Havalimanı’ndaki görüntüleri de soruşturma kapsamında ortaya çıktı.


Görsel: DHA, Akıncı Üssü

Kaynak: AA, DHA



Savcılık: “Kemal Batmaz Adil Öksüz’le Beraber Darbeyi Yönetti” was originally published in 140journos Haberleri on Medium, where people are continuing the conversation by highlighting and responding to this story.